BEŞİNCİ AYIN BEŞİ : ''AY IŞIĞI''

 Mayısın beşi. 5.5.21

Bundan sonra her ayın sırasıyla kendi gününde, nasıl gittiğine dair yazı yazmaya karar vermiştim. Dördüncü ayın dördünden bu yana bir aylık zaman geçmiş ve beşinci ayın kendi gününe erişmişiz. Yani aylık yazı zamanı gelmiş.

Geçen ay ne yazacağım o an kendiliğinden gelişmişti. 

Nitekim bu ay da öyle oldu.

Üstelik bu ayın yazısını bilgisayarın yapay ışığı karşısında değil, ay ışığı altında kağıt kalem elimde yazmaya başladım. Şu an bilgisayara döküyorum... İyi okumalar...




Karanlıkta yazım fena değildir. Okunaklıdır en azından. Yazdığım sayfa gündüz gözüyle, öğretmeninin ağzından çıkan her kelimeyi not etmeye çalışan bir öğrencinin defteri gibi görünür. ( Karanlıkta yazım kötüymüş o zaman ya, neyse... dedim ya okunaklı en azından :'))

Bu yazı da öyle görünecek biliyorum ama bilgisayar ekranını açarsam ya da yatıp kalkınca ne yazacağımı unutursam diye herkesin yataklarına döndüğü zaman karanlıkta pencere kenarında yazmakta buldum çareyi.

Aslında odam karanlık değil. Perdeler açık, pencere aralık... Ayı gölgeleyecek tek bir bulut bile görünmüyor gökte. Aydınlık bir gece. 

Sahi neden ay, ışığını altın renkli güneşten alıyorken  altın yaldızlar değil gümüş pırıltılar kaplıyor odayı ? Eşyaların silüetini belirginleştirip pencere önünde yazı yazdığım masanın rengini her zamankinden beyaz gösteriyorsa neden sayfaların üstüne vurduğunda; sadece solgun, beyaz bir pırıltıdan ibaret kalıyor? 


Tepemde sayfaların üstünde solgunlaşan bir ay, uzaklarda şehrin gece hafiflemiş olan uğultusu ve pencerenin baktığı sokakta duran bir köpek. İşte benim, unutmadan anlatmak istediğim şeyi yazacağım -sizin de okuyacağınız- yer böyle bir yer.


Bugün sahurda sofrayı toplarken balkondan bir köpek sesi duydum. İlk kez duyduğumda çok üstünde durmamıştım. Buralardan geceleri çok köpek geçer çünkü. Farkında bile olmayız. Ama defalarca duyunca dedim ki bu sese bakmalıyım. Sınıflandıramadığım bir sesti. Sıradan bir sızlanma mı, yardım isteyen bir sızlanma mı? İyi mi yoksa kötü mü?

Mahallenin muhtarı olarak sokağımızdaki köpeğin derdini tespit etmek için kendimde yeterli yetkinliği görerek balkondan bir göz attım :)

Çünkü evde uzun zaman oturunca ve dünyaya açılan penceren -mecaz anlamda değil- evinin pencereleri olunca oradan görebildiğin her şeyin farkında oluyorsun. Sokak lambası mı bozulmuş, çöp konteynırını birkaç metre uzağa mi ötelemişler? Detayların tak diye farkındasın :) Yanisi muhtarlık ilan etmek için yeterli bir seviye bence bu :D

Çöp konteynırının farkında olan muhtar sokak köpeklerinin farkında olmaz mı? Tabii ki farkında olur. Favorisi de bir ikili: Beyaz küçük bir köpekle alacalı büyükçe bir köpek var, onlar :P Geceleri sokaktan sessiz sedasız kuyruk sallaya sallaya geçişleri var ya bayılıyor ona :) Birkaç kere gündüz gözüyle görme şansı da yakalamış hatta.

Neyse, bu köpek tanıdık değildi ama. 

Karşı kaldırımda duruyordu. Sokak lambasının aydınlattığı dairenin tam kenarında. Aydınlık alana dahildi, yine de kaldırım kenarına park etmiş büyükçe bir kamyonun gölgesi üstüne düştüğünden yarı karanlıktaydı.

Çıkarttığı ince seslerden ve üstüne eğilip durmasından dolayı patisine bir şeyler batmış olabileceğinden şüphelenmiştim. Ne yapmak gerekiyordu?

O sırada gördüm: Kaldırım, sokağın altındaki evin ikinci katının seviyesinde kalıyordu ve bu katın balkonunda, perdenin kenarında birisi duruyordu. Köpek bir patilerine bir balkona bakıp bu sesleri çıkartıyordu. Ben hâlâ diken fikrine odaklanmış köpeğin kadına bunu göstermeye çalıştığını düşünürken kadın elini dudaklarına götürüp öptükten sonra köpeğe el salladı ???

El salladı?

Balkondan ekmek atmış meğer köpeğe. Bir sorun değil teşekkür sesiymiş köpeğin o ince ince çıkarttığı sesler de.


Kadını önce düşünceli davranışı için tebrik ettim içimden, sonra da ekmeği o kadar uzağa fırlatabilmiş olmasını. Kaldırımla ikinci kat aynı seviyede olabilirlerdi ama ekmeğin köpeğin önüne değil de boşluğa düşmesi çok daha büyük bir ihtimal gibi görünüyordu çünkü. Hele en sonunda ona bir şeyler söyleyerek el sallaması ve bir süre balkondan ayrılamaması gözlerimi kalp işaretine dönüştürmüş bile olabilir.

Özel bir âna şahitlik etmiş bir muhtar olarak balkondan ayrıldım. Şimdi de yatmak yerine odada bu satırları yazıyorum. Kadın içeri girmiş, evin ışıkları da sönmüş. Ama sokak lambaları hâlâ yanıyor, köpek de orada. Ya bu kadar vefalı olmasanıza diye düşünüyorum.

Köpek bir süre sonra nihayet kaldırım kenarına park etmiş kamyonun arkasına doğru yürüdü. Bir anda yatıverdi kaldırımın dibine, asfaltın üstüne. Ekmeğini de yanına koymuş. Sokak hayvanı. Adı üstünde tabii. Yine de görmek üzmedi desem yalan olur.

Ben böyle kendi kendime düşünürken köpek kalktı yattığı yerden. Uzaklardan köpek sesleri geliyordu; belki de bizim ikilinin sesleridir, kim bilir... Biraz dinledi, sonra ekmeğini aldığı gibi kuyruğunu sallaya sallaya o yöne doğru karıştı gölgelere. 


Sonunda biraz hüzünlenmiş olsam da

Köpeğin kuyruğunu o neşeli sallayışı yeniden mutlu etti zaten.

Mayıs ayının beşi yazısını kalbim, beş katı büyümüş şekilde sonlandırıyorum o halde. 

Hem birazdan gün de aydınlanmaya başlar...


Bu ay için de şuraya keyifli hissettiren bir şarkı bırakıyorum : bıraktım.

🎈

Yorum Gönder

26 Yorumlar

  1. Geceyi dinlediğiniz vakit gerçekten çok şey görüp, çok şey işitiyorsunuz. Ben yazmıyorum ama gece yarısı herkes uyuyunca, boş sokakları izlemekten, etrafı dinlemekten çok keyif alıyorum 🙏☺️ Ayrıca güzel kalpli insanlar hiç tükenmesin, hep varolsunlar 🙏

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, gece sokaklardan el ayak çekilince çok fazla ve başka başka şeyler görüp işitebiliyor insan. Bir tek yıldızları görmek mümkün değil 😅
      Ve Amin, çok ihtiyacımız var öyle insanlara. Başka bir insanın seni mutlu etmesi için sana iyilik yapmasına bile gerek yok, başka bir canlıya yapılan iyiliği görmek bile mutlu edebiliyor 😀 Dediğiniz gibi hep var olsunlar 🙏

      Sil
  2. Her ayın kendi gününde yazı yazmak ne hoş bir fikirmiş. Gece yarısı cam kenarında etrafı izleyip, birşeyler karalayan kendimi gördüm sanki🤗

    Kaleminize sağlık🧚‍♀️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum 🙏
      Kendinizi yazıda görmenize ayrıca sevindim 😄

      Sil
  3. Canının yanmıyor olmasına çok sevindim :) Sokak hayvanları kadar beni duygulandıran, vefalı varlıklar yok. Beslediğim her kedi, köpek öyle güzel teşekkür ediyor ki, ben öyle güzel baktıkları için teşekkür ederken buluyorum kendimi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 😅
      Gerçekten nasıl böyle bakabiliyorlar bilmiyorum.
      Konuşamadıkları için gözlerle duygu aktarma güçleri bizden daha gelişmiş olabilir mi??

      Sil
  4. Çok huzurlu bir yazı olmuş, sokakta bir hayvan gördüğüm zaman çok değişik duygular hissediyorum, onlarla karşılıklı konuşabilmek istiyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyı huzurlu olarak tanımladığın için teşekkür ediyorum 🙏 Ayrıca mutlu etti 😁
      Dediğin gibi konuşma imkânımız olsa güzel olurdu çünkü vücut dillerininden anlamak için yeterince bilgili değiliz 😕

      Sil
  5. Her ayın beşi demek. Ne çıkarsa bahtınıza/ bahtımıza yani. Merakla bekleyeceğim. Hayvanseverlikle ilgili duygusal bir yazı çıkmış elinizden. Okurken sizi ay ışığında kağıda aralıksız biçimde cümle aktarırkan hayal ettim. Ne kadar sıra dışı. Yazma becerisinin kesintiye uğramaması için etkili yollardan biridir kağıt kaleme o an aktarmak. Aktıkça akar kel,melere tüm duygular. Bugün burada bunun ne denli işe yaradığını görmek benim için sevindirici oldu. Elinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. * ''Aktıkça akar kelimelere tüm duygular.''

      Sil
    2. Kendim adına konuşacak olursam bu tür yazıların, çoğu zaman gündüz gözüyle kendine güldürebilme potansiyelleri yüksek olsa da yazıyı kesintisiz ve en doğal haliyle yazabilmek adına en etkili yollardan biri kesinlikle :) Yaptığınız düzeltmede yazdığınız kısımsa buna farkındalığınızın ve deneyiminizin yüksek olduğunu kanıtlar nitelikte...
      *Ufak bir düzeltme yapayım, yazı her ayın kendi gününe özel aslında 😅 4. ayın dördünde yazmıştım, şimdi de 5. ayın beşinde. Nasipse haziranın altısında olacak bir diğeri de :)
      Sevgilerle...

      Sil
    3. Bir an önce ay ışığının altında akan cümlelerinize odaklanmaktan "her ayın beşi" sanıp hızla atlamışım giriş kısmını. Farkındalık o kısımda çalışmamış demek ki 😟

      Sil
    4. Aslında o kadar önemli olmayan bir ayrıntının dikkatinizden neden kaçtığının en güzel sebebini öne sürmüş olabilirsiniz şu an 😂

      Sil
  6. şimdii, gülsem mi duygulansam mııı bilemedim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisini birlikte hissetmekte de bir sıkıntı yok :))

      (〃 ̄︶ ̄)人( ̄︶ ̄〃)

      Sil
  7. Ya.... Çok güzel olmuş. Yarın gazetede! 😂

    YanıtlaSil
  8. Her ayın kendi gününde yazı yazmak guzelmiş:) Ben de yazdığım bazı hikâyelerin ve şiirlerin hikâyelerini yazmayı düşünüyorum:) Bu arada kadını kutlamak gerekiyor, düşünceli davranışı için ve de hayvanlar sandığımızdan daha da vefâkar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin ki de güzel bir fikir :)
      Hikâyelerin hikâyelerini yazmak...
      O balkona baktığımda orada kimse olmasa bile bu gece aklıma gelip tekrar tekrar kadını kutlayacağım :)) Düşünceli davranışı ve o köpeğin anısı birleşip kalbimi bir kez daha ısıtacaklar sanırım.

      Sil
  9. Tın tın :) Kulağımda çınladı :) Gecenin büyülü bir havası olduğuna katılıyorum. Her şey gündüz olduğundan daha farklı görünüyor, duygular bile.
    Beş duyumuzdan biri köreldiği için diğer duyularımızın keskinliği arttığındandır belki de...
    Ben de sana güzel bir ay diliyorum, bir de bu ay boyunca ay ışığında huzurla bir şeyler yazabileceğin zaman (◡‿◡)

    YanıtlaSil
  10. sanırım benim bile kalbimi büyüttünüz, teşekkür ederiz bu anlamlı ve sevdalı paylaşım için, bir an acaba mı dedirtebilenlere selam olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok mutlu oldum, ben teşekkür ederim 😄 Ve de iyi bayramlar 😊

      Sil
  11. İyi çalışmalar ve iyi bayramlar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Size de iyi bayramlar ve iyi çalışmalar 🙏🎈

      Sil