BİR KİMYA MESELESİ – BONNIE GARMUS KİTAP YORUMU :

Merhabalar Sevgili Okur!

Öhöm öhöm. Sana da selam canım bloğum. 

Buralara uğramayalı bir hayli vakit geçtiğinden klavyem –pardon boğazım- kurumuş. Önce bir boğazımızı temizleyelim. Neler oldu neler.

Kitap yazılarından ve bloglardan uzak kaldığım bu süreçte, başlarda okumaya güzel devam ettiysem de özellikle son zamanlarda okumayı bırak elime kitap bile almaz bir haldeydim. 

Hâlihazırda yüksek olmayan, güzel ülkemin kitap okuma oranlarına bir tekme de ben vurdum.

Lakin geçmişe mazi derler. Bahar ayları geldi hoş geldi. 

Bloğuma da bir bahar temizliği yapmak, üzerindeki tozları almak gerektiğine karar verdim ve sonuç: Buradayım! Hatta bugün dokuz yüz sayfalık bir kitaba da başlıyorum, müjdemi isterim. 

Yeni cici kitaplar okuyadurayım buraya geçen bahardan okuduğum ve bloğumun tozlu arşivlerinden temizleyerek indirdiğim bir kitap yorumunu bırakıyorum. 

Alıntılarını yazıp rafa kaldırdığım bu kitap ‘’2022 Goodreads En İyi İlk Roman Ödülü’’nü kucaklayan ‘’Bir Kimya Meselesi’’. 

Zeki kimyager bir kadının yemek programı sunucusu olma durumunda kalmasını anlatan bir dönem kitabı. 60’lar Amerika’sında geçen bu kitabın yenilerde çekilen bir de mini dizisi varmış. 

Kadınların bir bilim insanı olarak, yalnız bir anne olarak, insan olarak ciddiye alınmalarına, kendi ayakları üstünde durabileceklerine dair bir anlatı sunan bu kitabı goodreads alemi bakalım neyi beğenmiş diyerek okusam da kendisini ‘’en’’ yapan bir güzellik bulduğumu söylemek güç. Orta şekerli bulduğum Bir Kimya Meselesi alıntıları ile bahara çiçekli bir merhaba diyelim öyleyse…

Kitaptan Alıntılar:

İkincilik mi? Yok artık. İkinciye boşuna kaybedenlerin birincisi demiyorlardı.


İnsanların hayvanları anlamamasına şaşmamalıydı. Birbirlerini de zar zor anlıyorlardı zaten.


Ama o bir çocuktu ve çocukların yaptığı gibi, tükendikten çok sonra bile bu umuda tutunmaya devam etti.


Yapılacak o kadar çok şey vardı ki Elizabeth yapılacaklar listesi bile yapamıyordu çünkü liste yapmak da yapılacak yeni bir şey demekti.

 

Aptallar, aptallıklarını aptallıklarından ötürü fark etmiyor olabilirdi belki ama tipsizler tipsizliklerinin farkında olmalıydı çünkü aynalar vardı.

 

Annelik çalışmadığı bir sınava her gün girmek gibiydi. Sorular göz korkutucuydu ve seçenekler hiç yeterli değildi.


Aslında düşününce kürek çekmek tıpkı çocuk büyütmek gibi. İkisi de sabır, direnç, kuvvet ve bağlılık istiyor. Ve ikisi de nereye gittiğimizi görmemize izin vermiyor, sadece nerede olduğumuzu görebiliyoruz. Ben bunu çok rahatlatıcı buluyorum.

 

Neden tükenmez kalem değil de kurşun kalem mi? Çünkü mürekkebin aksine, grafiti silinebilir. İnsan hata yapar, Bay Roth. Kurşun kalem hatanızı silip yola devam etmenize olanak tanır. Bilim insanları hatayla karşılaşmayı bekler, bu nedenle bizler başarısız sonuçları da kucaklarız.

 

Yeteneklerinizin kış uykusuna yatmasına izin vermeyin, hanımlar. Kendi geleceğinizi tasarlayın. Bugün eve gittiğinde ben neyi değiştireceğim diye sorun kendinize. Sonra da işe koyulun.

 

Yazmak tek kişilik bir uğraş olsa da bir kitabı raflara taşımak için bir ordu gerekir. Ben de orduya teşekkür etmek istiyorum.


 🌞


Yorum Gönder

0 Yorumlar